• Haber Detayı / ÇALIŞAN KADINLARIN SORUNLARINI GÜNDEME GETİREN RAPOR 

 


Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından hayata geçirilen “İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı Projesi” kapsamında, “Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu” 9 Aralık’ta Sabancı Center’da tanıtıldı.

19 gönüllü şirkette 1715 kişiyle konuşarak yapılan araştırma, kadın çalışanların ve şirketlerin aile içi şiddet konusunda farkındalıklarını, kadın çalışanların yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalma durumlarını ve şirketlerin bu konudaki tutumlarını ortaya koyuyor.

 

Anket Sonuçları

Şiddetin Nedenleri Neler?

Anketin ilk bölümünde katılımcılardan kadına şiddetin olası nedenlerini değerlendirmeleri istendi.   Katılımcılar verilen listeden istedikleri kadar seçeneği işaretlemeleri söylendi.   Katılımcıların %79’u ekonomik nedenleri kadına karşı şiddetin olası bir nedeni olarak seçerken, birlikte olunan kişinin kendini kadının sahibi olarak görmesi (%69), alkol ve uyuşturucu kullanımı (%67) ve kişinin şiddeti normal görmesi (%65) de şiddetin algılanan gerekçeleri arasında yer aldı.  Bu son üç neden şiddeti uygulanın davranışlarının ve bakış açılarının şiddetin nedenler arasında öne çıktığını göstermektedir.  Bunlar dışında kalan önemli nedenler arasında çiftin aileleriyle (%54) ve çocuklarıyla (%25) yaşadığı sorunlar olmak üzere ilişkinin dışında kalan kişiler gösterilmektedir.  Kadınla ilgili olası nedenler olan kadının ev içi sorumluluklarını yetersizliği (%15), kadının yetersiz bir eş/sevgili olması (%13) ve kadının çalışması (%11) görece daha az kişi tarafından geçerli bir neden olarak algılanmıştır.

Şiddetin Algılanan Nedenlerinde Kadın-Erkek Farkları Var mı?

Şiddetin nedenlerini algılamada kadın-erkek farklarının olduğu görülmektedir.  Birlikte olunan kişinin şiddeti normal görmesi durumu kadınlar (%72) için erkeklere kıyasla (%58) şiddeti gerekçelendirmede daha çok başvurulan bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır.  Kadının yetersiz veya kusurlu bir eş/sevgili olması ise erkeklerin (%17) şiddeti gerekçelendirmede kadınlara (%9) kıyasla daha çok başvurduğu bir ifade olarak görülmektedir.  Aynı şekilde ev içi sorumluluklarda yetersiz veya kusurlu olmak bir kadının şiddete uğraması için erkeklerin (%20) kadınlara (%11) kıyasla daha sıklıkla başvurduğu bir gerekçe olduğu anlaşılmaktadır.  Kadının çalışmasını şiddete maruz kalmanın nedeni olarak görenler arasında erkeklere (%9) kıyasla kadınların (%13) daha fazla olduğu görülmüştür.

 

Kadının Şiddet Gördüğü Kişiden Ayrılamamasının Nedenleri Neler?

Katılımcıların sadece %28’i kadınların gerçekten isterlerse şiddet içeren ilişkiyi bitirebileceklerini düşünüyor. Kadın ve erkeklerin bu konudaki yaklaşımları benzer.  45 yaş altındaki bireyler (%28) bu görüşe 46-55 yaş arasına (%19) kıyasla daha yüksek oranda katılıyor.

Katılımcıların %85’i ekonomik nedenleri kadının şiddet gördüğü kişiden ayrılamamasının bir nedeni olarak görüyor.   Böylece ekonomik sıkıntıların hem kadınların şiddet görmesinde hem de şiddetten kaçamamasında en önemli neden olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.   Ekonomik nedenlere yapılan vurgu  Bununla bağlantılı olarak tek başına çocuk büyütmekle ilgili endişeler (%82) ve kadınların kendilerine olan güvensizlikleri (%72) onların şiddet gördükleri ortamdan ayrılamamalarının önemli nedenleri olarak görülmektedir.  Öte yandan bir çok katılımcı kadının şiddet gördüğünü kabul etmekten (%39) ve boşanmaktan/ ayrılmaktan utanmasını (%60) ayrılamaması için olası nedenler olarak görmektedir.   Kadın katılımcıların (%45) erkeklere göre “kadınların şiddet gördüğünü kabul etmekten utanmaları”nı daha olası bir neden olarak algıladıkları görülmektedir.   Son olarak katılımcıların yarıya yakını (%53) ayrıldığı takdirde birlikte olduğu kişinin onu öldüreceği düşüncesinin önemli bir faktör olduğunu belirtirken bu nedeni olası görenlerin oranı kadınlarda (%60) erkeklere göre daha fazladır (%47).

İş Yerinde Çalışma Arkadaşlarında Şiddet Algısı

Çalışanların iş yerindeki diğer kişilerin şiddet deneyimlerine dair bilgisi sınırlı.  Her beş çalışandan yaklaşık sadece biri (%18) iş yerinde bir arkadaşının şiddette uğradığına şahit oluyor veya bunu duyuyor.  Şiddete uğrama durumu genellikle iş yerindekilerle konuşulmasa da kadınların iş arkadaşlarının bu durumlarına dair bilgisi (%21) erkeklerden (%16) daha fazla.  Kadınların şiddet durumunu hemcinsleri ile daha rahat paylaştıkları ve kadınların az sayıda bulunduğu işyerlerinde paylaşımın daha zor olacağı düşünülebilir.

 

Aynı şekilde boşanmış bireylerin (%29) evli veya hiç evlenmemiş bireylere (%16) kıyasla iş arkadaşlarının şiddet deneyimlerine dair bilgisi daha fazla.

Çalışanların iş arkadaşlarının şiddet uyguladığını duyma olasılı ise daha da az (%13).  Bu oran lise mezunlarında (%19) üniversite mezunlarına göre (%13).

Durgunluk ve depresyon (%28) şiddetin işyerinde en çok gözlemlenen belirtisi.  Boşanmış çalışanlar (%38) evli veya hiç evlenmemiş çalışanlara (%27) kıyasla durgunluk ve depresyon belirtisini daha fazla fark ediyor. Çalışanların yaklaşık dörtte biri şiddete uğradığını düşündüğü iş arkadaşının performansında değişiklik olduğunu fark ediyor.  İşe geç gelme, devamsızlık ve işi bırakma ve fiziksel şiddetin en yaygın göstergesi olan belirgin yaralanmalarla karşılaşma oranı ise %13. 

 

Çalışan Beyaz Yakalı Kadınların Yaşadığı Farklı Şiddet Türleri

Ankete katılan kadınlara herhangi bir şiddete maruz kaldınız mı sorusu yöneltilmeden önce onlara şu anda veya son 5 yıl içinde birlikte olduğunuz kişi tarafından bazı (şiddet içeren) durumlara maruz kalıp kalmadıkları, ve kaldılarsa ne sıklıkta (bir kere, ara sıra, birçok kez) olduğunu belirtmeleri istenmiştir.  Daha sonra farklı durumları içeren bu maddelere verilen cevaplar analize tabi tutularak bu durumlar 5 farklı şiddet türüne ayrılmıştır.   Bunlar psikolojik (duygusal), sosyal, ekonomik, cinsel, fiziksel I (tartaklama) ve fiziksel II (ağır) olarak isimlendirilmiştir.   Her şiddet türünün içerdiği davranışlar Ek X’de tablo olarak verilmiştir. 

Araştırmaya katılan kadınların %60’ı son beş yıl içerisinde en az bir kere birlikte oldukları erkekten psikolojik şiddet gördüklerini belirtmiştir.   Kadınların %6’sı sürekli bu tür şiddet altında olduklarını söylerken %35 ‘i ise arada sırada psikolojik şiddet maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.

En az bir kere sosyal şiddet gördüğünü ifade eden kadınların oranının %53 olduğu görülmektedir.   Bu oran içinde kadınların %12’si son beşe sene içinde sık sık bu tür bir şiddet altında olduğunu belirtirken %31’inin ise arada sırada bu şiddet türüyle karşılaştıkları anlaşılmaktadır.

Kadınların %24’ü ekonomik şiddetle son beş sene içerisinde en az bir kere karşılaştığını belirtmiştir.  Bu kadınların büyük bir kısmı (%16) ekonomik şiddete ara sıra veya sürekli olarak maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir.

Fiziksel şiddet araştırmaya katılan kadınlar tarafından üç farklı tür (cinsel, fiziksel I, fiziksel II) olarak algılanmıştır.  En çok görülen fiziksel I şiddet türü olmuştur (%20). Cinsel (%10), ve fiziksel II (%2,5) şiddet türlerini en az bir kere yaşamış olanların oranı nisbeten daha düşük olsa da bu türlerin kadınlar açısından yarattığı ciddi sorunlar düşünüldüğünde bu oranların çok yüksek olduğu anlaşılmaktadır.   Örneğin Türkiye’de beyaz yakalı kadın (lise veya üstü eğitim seviyesine sahip) işgücünün yaklaşık 3milyon kişi olduğu düşünülürse bu oranlar 10bini aşkın çalışan kadına her sene beraber olduğu bir erkek tarafından hayatına mal olabilecek seviyede fiziksel (II) şiddet uygulandığını ortaya koymaktadır.

 

Çalışan Kadınlar Farklı Şiddet Türlerini Şiddet Olarak Algılıyorlar mı?

Ankete katılan kadınlar farklı şiddet davranışlarının yanı sıra, son 5 yıl içerisinde birlikte oldukları kişi tarafından hiç şiddete maruz kalıp kalmadıkları sorusuna cevap vermişlerdir.   Şiddete maruz kalıp kalınmadığı bu şekilde doğrudan sorulduğunda çalışan kadınların sadece %12’si birlikte olduğu kişi tarafından şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir.  Bu sonuç yukarıda değerlendirilen şiddet davranışlarını ayrı ayrı yaşayıp yaşamadıkları sorulduğunda alınan sonuçlarla karşılaştırıldığında kadınların genel olarak maruz kaldıkları bu davranışları şiddet olarak nitelendirmedikleri görülmektedir.   Hatırlanacağı gibi şiddet içeren davranışlar tek tek sorgulandığında, örneğin aşağılama (psikolojik), kıyafetlere karışma (sosyal) gibi şiddet davranışlarıyla en az bir kere karşılaşma durumu türüne göre %2,5 ile %60 arasında değişmektedir.

Yukarıda bahsi geçen farklı 5 farklı şiddet türünü deneyimleme seviyesi ile bu soruya verilen cevap (Evet; Hayır) arasındaki ilişkiler incelendiğinde  her tür şiddet bu soruya verilen cevapla beklendiği gibi anlamlı derecede ilişkili bulunsa da, bu soruya “evet” cevabını veren kadınların özellikle fiziksel I şiddet türünü deneyimledikleri anlaşılmaktadır (r =. 59).  Ayrıca cinsel ve psikolojik tür şiddet yaşayan kadınların bu soruya “evet” cevabı verme olasılıklarının (r=.32) sosyal (r=.22) ve ekonomik (r=.24) türde şiddet gören kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür.   Bu sonuçlar birçok çalışan kadının özellikle kendisine yöneltilen sosyal ve ekonomik türde şiddet davranışlarını bu şekilde algılamadığını ortaya koymaktadır.   Bu durum toplumda sosyal ve ekonomik alanlarda baskı altında tutulan kadınların yaşadıkları şiddeti normalleştirmelerinin önemli bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Boşanmış kadınlarda genel olarak şiddete uğramış olma durumu evli veya hiç evlenmemiş kadınlardan daha fazla. Boşanmış kadınlarda 1 ila 5 yıl önce şiddete uğramış olma oranı %10 iken, evli veya hiç evlenmemiş kadınlarda  bu oran %4’e düşüyor.  Boşanmış bireylerde evli veya hiç evlenmemiş bireylere göre her şiddet türünde davranışlarla karşılaşma sıklığı daha fazla.   Bu sonuçlar şiddete uğrayan kadınların bir kısmının şiddet türüne bakmaksızın boşanma yoluna gidebildiğini ya da boşanmanın aile için şiddetin bir sonucu olduğunu gösteriyor.   Bu sonuçlar şiddete uğrayanlar arasında sadece %16’sının bu duruma rağmen ekonomik nedenlerle ilişkilerini sürdürmek zorunda kaldığını ifade etmesi ile tutarlı.

Şiddet Gören Kadının Desteğe İhtiyacı Var mı?  Farklı Destek Mekanizmaları/Mecraları Neler?

Katılımcıların %16’sı şiddete maruz kalan kadının bu sorununa tek başına göğüs germesi ve kendi kendine çözüm bulması gerektiğini belirtmiştir.  

Bu grup dışında katılan katılımcıların büyük bir kısmı aile içi şiddete uğrayan birinin en çok sosyal hizmet uzmanlarından (%70) ve psikologlardan (%66) destek alması gerektiğini düşünüyor.   Polis (%60) anne-baba (%57), şiddet yardım hatları/çağrı merkezleri (%57) destek alınabileceği düşünülen diğer kişi veya mekanizmalar.   Bunları ise savcılık (%54), avukat (%48), ilişki danışmanları (%47) ve kardeşler (%44) gibi destek mekanizmaları yakından izliyor.   Bütün bu destek mekanizmalarına kıyasla şiddet gören kadının şiddet gördüğü kişinin anne ve babasından (%24), bir doktordan (%23) veya bir arkadaşından/komşusundan (%18) destek alabileceğini düşünenlerin oranı çok daha az.  İş yerindeki kişilerden (örneğin, yönetici, iş arkadaşı, İK çalışanı) şiddet konusunda destek isteme düşüncesi ise katılımcılar arasında en düşük düzeyde (%8-9).

 

 

Sosyal hizmet uzmanları veya kadın kuruluşlarından, psikologdan, şiddet yardım hatlarından ve avukattan destek alma düşüncesi kadınlarda (%72, %68, %60, %51) erkeklere göre (%68, %64, %54, %44) bir parça daha yaygın.  Kayınpeder ve kayınvalideden ve ilişki danışmanlarından destek alma düşüncesi ise erkeklerde (%30, %51) kadınlardan (%18, %43) daha yaygın.  Bu sonuçlar kadınların şiddetten onları uzaklaştıracak ve ilişkiyi sonlandırmaya yarayacak bir destek arama yolunu uygun görürken erkeklerin ise ilişkinin devamını mümkün kılabilecek mekanizmaları kadınlara oranla daha çok benimsediklerini göstermektedir.

Son olarak savcılıktan destek alma düşüncesi yüksek eğitim grubunda daha çok öne çıkıyor.  Yüksek lisans mezunlarında savcılıktan destek alma yaklaşımı %61 oranında. Lise mezunları için ise bu oran %51.

Bunun yanı sıra katılımcıların yaklaşık üçte biri şiddet gören kadının bu durumu yöneticisi ile paylaşmasının onun için olumsuz etkisi olabileceğini ve kadın katılımcıların yarıya yakını ise bu durumu paylaşmaktan utanacaklarını belirtmişlerdir.   Şiddete uğrayan kadının durumu iş yerinde yöneticisiyle paylaşmasının  olumsuz etkisi olacağı fikrine katılmayanların oranı kadınlarda (%35) erkeklere (%41) oranla daha düşüktür.  Ayrıca, 18-25 yaş arası kadınların (%47) şiddet deneyimini yöneticileriyle paylaşmaktan 46-55 yaş grubuna göre (%26) daha fazla utanacaklarını belirttikleri görülmektedir.  

 

Şiddet Deneyiminin Paylaşılması

Şiddete uğramış kadınları %27’si bu durumu kimseyle paylaşmadığını ifade ediyor. Şiddette dair deneyim en çok arkadaş ve komşularla paylaşılıyor (%44).  Şiddete uğrayan her 10 kadından 3’ü bu durumu annesiyle veya kardeşleriyle paylaşıyor. Şiddet durumunda psikolog desteği alanların oranı ise %20.   Bu sonuçlar he ne kadar psikolog ve anne desteği daha uygun olarak görülse de şiddete uğrayan kadınların annelerine veya bir psikoloğa kolayca ulaşamadığı durumlarda arkadaşlarına veya komşularına başvurduklarını gösteriyor.   Şiddete uğrayan kadınların üçte birinin geçici olarak evini terk etmek zorunda kaldığını belirttiği düşünüldüğünde arkadaş ve komşuların neden önemli destek mekanizmaları olduğu daha iyi anlaşılıyor. 

İş yerinde arkadaşlar ve yönetici her ne kadar destek mekanizması olarak çok olumlu gözükmedilerse de şiddete uğrayan kadınların %19’unun iş arkadaşlarıyla ve %13’ünün de yöneticileriyle  durumu paylaştığı görülmektedir.   Bu kanallara başvuranlar başvurdukları insanlardan destek gördüklerini belirtiyorlar.  Şirketlerin insan kaynakları departmanı, çalışanları ve sosyal hizmet uzmanları şiddet durumunda en az başvurulan kişiler.   

Şiddetin İş Yaşamına Olumsuz Etkisi Var mı?

Katılımcıların %8’i şiddetin iş yaşamını biraz olumsuz etkileyeceğini belirtirken %91 oldukça veya tamamen etkileyeceğini belirtmiştir.   Bu sonuçlar katılımcıların neredeyse tamamının şiddetin olumsuz etkilerinin farkında olduğunu ortaya koymaktadır. 

Şiddet gören kadınlarda şiddetin etkisi en çok keyifsizlik ve yorgunluk hissi ile ortaya çıkıyor.  Bunları dalgınlık, dikkatsizlik, güvensizlik gibi iş performansını doğrudan olumsuz etkileyecek psikolojik belirtiler izliyor.   Devamsızlık, geç kalma, sorumluluktan kaçmak gibi davranışlardan çok bireylerin duygusal ve psikolojik motivasyonlarını düşüren etkiler gözlemleniyor.  Şiddete uğrayan on kadından biri işini ihmal ettiğini belirtiyor ve sadece %3’ü bu durumdan dolayı işini kaybettiğini ifade ediyor.

Şiddetin İş ve Aile Rollerinin Çatışmasına Etkisi Var mı?

Yukarıda her ne kadar katılımcılar şiddet gören kişinin iş yaşamının olumsuz etkileneceği konusunda çok büyük bir oranda hem fikir olsalar da, bunun ne derece doğru bir kanı olup olmadığı şiddet deneyimi ile iş-aile çatışması arasındaki ilişki incelenerek bakılmıştır. 

Yapılan bu inceleme bütün şiddet türlerinin ayrı ayrı ve hep birlikte (r=.32) aile rolünün işe olumsuz etkisini arttırdığını ortaya koymaktadır.   Şiddet gören katılımcılar “Evle ilgili kaygı ve problemlerim beni işte meşgul ediyor” ve “Evdeki stres işte beni tedirgin yapıyor” gibi sorulara katılma olasılıklarının anlamlı seviyede daha yüksek olduğu görülmektedir.   Kadınların genellikle şiddet olarak  algılamadıkları sosyal (r=.25) ve ekonomik (r=.23) şiddet deneyimlerinin de aile ile iş arasındaki çatışmayı olumsuz yönde arttırdıkları görülmektedir.

KAYNAK: Bianet/ http://bianet.org/kadin/toplumsal-cinsiyet

 
 
  Önceki sayfaya geri dön
 
     MAXI WEB TASARIM ®